Erdoğan: Kutsal kitabımız Kur’an-ı Kerim’in yakılması kabul edilemez, açık ve net bir nefret suçudur

Cumhurbaşkanı ve AKP Genel Başkanı Recep Tayyip Erdoğan, AKP Genel Merkezi’nde düzenlenen 14. Geleneksel AK Parti Büyükelçiler İftar Programı’nda konuştu. “70 bin konut ve köy evinin yapım süreci başladı, bunlardan 40 bin 761’inin temelini attık” diyen Cumhurbaşkanı Erdoğan, “Tıpkı bir anka kuşu gibi küllerimizden doğmayı başardık. Asrın felaketi ile mücadelemizde aynı sarsılmaz azmi gösteriyoruz” ifadelerini kullandı. Danimarka’da Kuran’ın yakılması hakkında ise “Açık ve net bir nefret suçudur” diyen Erdoğan, “Kimi Avrupa ülkelerinde İslam düşmanlığını körükleyen eylemlere göz yumulması, geleceğimiz bakımından endişe vericidir. Kutsal kitabımız Kur’an-ı Kerim’in mushafının yakılmasına kadar varan bu menfur girişimler hiçbir şekilde kabul edilemez, mazur görülemez” diye konuştu.

Geleneksel Büyükelçiler İftarı’nda konuşan Erdoğan, Birleşmiş Milletler Güvenlik Konseyi hakkında, “Güçlüyü koruyan, zayıfın hakkını yok sayan, insanlığın kaderini beş ülkenin iki dudağı arasına hapseden mevcut nizam sürdürülebilir değildir. Birleşmiş Milletler Güvenlik Konseyi’nin kapsayıcı ve kuşatıcı bir anlayışla reforma tabi tutulması acil bir ihtiyaçtır” ifadelerini kullandı.

Konuşmasında Rusya-Ukrayna savaşına da değinen Erdoğan, “Her iki tarafa da onurlu çıkış imkanı verecek, bölgemizi, içinde sürüklendiği girdaptan çekip alacak adil bir barışın mümkün olduğuna inanıyorum” dedi. Erdoğan’ın konuşmasından öne çıkanlar şöyle:

“Güçlü desteğinizden memnuniyet duyuyoruz”

“Hayatımızı kaybeden kardeşlerimizin acısını yüreğimizde hissediyoruz. Aralarında sizlerin vatandaşların da olduğu müteveffa tüm misafirlerimiz için sabır ve başsağlığı dileklerimi tekrarlıyorum. Depremin ilk gününden itibaren millet devlet el ele tüm kurumlarımızla, kararlı mücadele yürütüyoruz. Bu zor günlerde dost ve kardeş ülkelerin güçlü desteğini yanımızda görmekten büyük memnuniyet duyuyoruz. Arama kurtarma ekipleriniz yüzlerce vatandaşlarımızın enkaz altından çıkarılmasına yardımcı oldu. Bölgede kurduğunuz sahra hastaneleri yaralılarımızın tedavisine katkıda bulundu.

“Kara gün dostlarımızdan Allah razı olsun”

Bu yardımların yanısıra telefonla aramak, mesaj göndermek hatta bizzat ziyaretimize gelmek suretiyle acımızı paylaşan tüm dost ve kardeşlerimize teşekkür ediyorum. Türkiye olarak nerede mazlum varsa kimliğine bakmadan yardımına koşan bir ülkeyiz. Dünyanın en fazla yardım yapan ülkesi olmayı milletimiz adına bir şeref payesi olarak yıllardır gururla paylaşıyoruz. Bugüne kadar hep mazlumun, mağdurun, başı dara düşenin yardımında bulunduk. Kimi dostlarımız milletimiz için dua etti, kimisi yardım kampanyaları düzenledi, kimisi uçaklar dolusu yardım malzemesi gönderdi. Kimisi kıt imkanlarına rağmen elindeki avucundakileri seferber etti. Bir dönem elinden tuttuğumuz, yaralarını sarmasına destek verdiğimiz hiçbir dostumuz bizi yalnız bırakmadı. Rabbim herkesten, tüm kara gün dostlarımızdan razı olsun diyorum.

“Küllerimizden doğmayı başardık”

“Dalga dalga büyüyen zaferin ayak seslerini duyuyoruz”

Dün itibariyle 70 bin konut ve köy evinin yapım süreci başladı. Bu sayılar her gün yukarı yönlü güncelleniyor. Deprem bölgesinde 650 bin ilk 1 yıl içinde 319 bin konut ve köy evinin inşasını tamamlıyoruz. Seçim sürecinin bu çalışmalarımızı yavaşlatmasına izin vermeyeceğiz. 11 ilimizi ve 14 milyon vatandaşımızı etkileyen deprem felaketine rağmen seçimleri erteleme yoluna gitmedik. Türkiye’nin kapasitesine, demokrasimizin gücüne ve milletimizin dayanışma ruhuna güveniyoruz. 14 Mayıs seçimlerinde insanımızın sandıkta yine en doğru kararı vereceğinden şüphemiz yok. Meydanların dilini çok iyi bilen, son 20 yılda girdiği 15 seçimin hepsinde milletin teveccühü kazanan bir siyasetçi olarak dalga dalga büyüyen zaferin ayak seslerini duyuyoruz.

“Mazlum ve mağdurların feryatlarına kulaklarımızı tıkamıyoruz”

Türkiye Yüzyılı’nın cemresi sandığa şimdiden düşmüştür. Yurt dışındaki vatandaşlarımız da oy kullanabiliyor. 14 Mayıs seçimleri yurt dışında yaşayan kardeşlerimizin bulundukları yerden oy kullanacağı altıncı seçim olacaktır. Özellikle bölücü örgüt yandaşlarının baskı, zorbalıkla seçimlere gölge düşürmesine müsaade etmeyeceğinize yürekten inanıyorum. Felaketlerin bize hatırlattığı en çarpıcı hakikat dünya hayatının faniliği yanında tüm insanların aynı kaderi paylaştığıdır. Hangi inanca, kültüre mensup olursak olalım hepimiz büyük insanlık ailesinin birer ferdiyiz. Fikir ayrılıklarımız, önceliklerimiz, çoğu zaman çıkarlarımız farklı olsa da her birimizin ortak paydası insandır. Türkiye olarak girişimci ve insani vasıflarıyla öne çıkan bu ülkeler çerçevesinde yürütmek zorundayız. Çevremizde yaşanan trajedilere sırtımızı dönmüyoruz. Mazlum ve mağdurların feryatlarına kulaklarımızı tıkamıyoruz.

“Küresel gıda krizinin önüne geçtik”

Nerede yangın varsa söndürmenin, insanı dram varsa durdurmanın, kriz varsa çözüm bulmanın peşindeyiz. Ukrayna savaşında tutumumuz, kolaylaştırıcı ve arabulucu rolümüz bunun en son örneğidir. Türkiye iki komşusu arasındaki krize çözüm üretmenin derdinde olmuştur. Karadeniz tahıl girişimi muhataplarımızın da desteğiyle elde ettiğimiz diplomatik başarıyla küresel gıda krizinin önüne geçtik. Mart ayında mutabakatın devam etmesini temin edecek çabaları yine aynı hüsnüniyetle sürdürdük. Esir takaslarıyla pek çok aileyi buluşturmanın mutluluğunu yaşadık. Hemen hemen her hafta sayın Putin ve Zelenski ile görüşüyorum. Çatışmaların durması için samimiyetle gayret gösteriyorum. Adil bir barışın mümkün olduğuna inanıyorum. Sadece Rusya-Ukrayna krizi değil Suriye, Filistin, Afganistan, Yemen, Somali’de derinleşen krizler sorun bekliyor.

“Terör mücadelemizde tüm ülkelerden destek bekliyoruz”

Bir süredir dünya beşten büyüktür diyerek adaletsizliğe ve çarpıklığa dikkat çekiyoruz. Güçlüyü koruyan, zayıfı yok sayan insanlığın kaderini 5 ülkenin iki dudağının arasına hapsedilen mevcut düzen sürdürülebilir değildir. Bu konuda adım atmakta geç kaldığımız her gürün cemeresini maalesef hiçbir günahı olmayan masumlar çekiyor. Birçoğumuz ömrümüzün önemli bir kısmını soğuk savaş şartlarında, iki kutuplu dünyada geçirdik. Milyonlarca insanın hayatına mal olan çatışma, kriz, gerilimleri yaşadık. Göz göre göre ölüme sürüklenen çocukları, bebekleri gördük. Buna dur demenin vaktinin çoktan geldiğine inanıyorum. Bu hasbi çağrımıza tüm ülkelerin destek vermesini bekliyoruz. Bir başka alan terörle mücadeledir. Terörü insanlığın gündeminden çıkarmak temel vazifelerimiz arasındadır. Bu şiarla PKK, PYD, YPG, FETÖ ve DEAŞ başta olmak üzere terörün her türlüsüne karşı ayrım yapmadan mücadelemizi sürdürüyoruz.

“Bu alçaklıklara son verilmesinin altını çiziyoruz”

Kelime oyunlarıyla terör örgütlerini palazlandırma girişimlerini biliyor tek tek takip ediyoruz. Vakti saati gelince elbette muhataplarımızın önüne bunu koyacağız. Vatanımıza yönelik terör tehditlerini kaynağında bertaraf etme stratejisine devam edeceğiz. Balkanların istikrarı ve huzuruna katkı sağlayan adımları her zaman olduğu gibi destekliyoruz. Maruz kaldığımız onca haksızlığa rağmen AB üyeliği stratejik hedefimiz olmayı sürdürüyor. Ancak kimi Avrupa ülkelerinde İslam düşmanlığı eylemlerine göz yumulması geleceğimiz bakımından endişe vericidir. Mushaf yakma eylemlerine ifade hürriyeti kisvesi altında izin verenler demokrasi ve özgürlük kavramlarının altını oymaktadır. 2 milyar insanı rencide etmekle kalmayıp, öfkeye sürükleyen bu alçaklıklara son verilmesinin altını özellikle çizmek istiyorum.

“Sıfır atık projesi küresel boyut kazandı”

Bu beklentilerimizin ilgili makamlarınıza, ülke kamuoyunuza gerektiği şekilde aktarılmasında sizlere güveniyorum. Yeniden Asya girişimimizi güçlendirirken Latin Amerika ve Afrika açılım politikalarımızın müspet sonuçlarını her alanda görüyoruz. Türkiye’de mukim diplomatik temsilcilik sayısının 302ye ulaşması bu çabalarımıza güç veriyor. Evlatlarımıza bizimkinden daha adil, barışçıl, yeşil dünya bırakmak mümkündür. Eşim Emine Erdoğan’ın himayelerinde yürütülen Sıfır Atık Projesi BM’de 105 ülkenin eş sunuculuğunda kabul edilen kararla küresel boyut kazandı. 30 Mart tarihi Uluslararası Sıfır Atık Günü olarak ilan edildi. BM’de bu konuda özel bir oturum da düzenlendi. Bu konudaki destekleriniz dolayısıyla her birinize teşekkür ediyorum. Sözlerime son verirken ülkelerinize, halklarınıza, Türkiye ve halkımızın en kalbi selamlarını iletmenizi sizlerden rica ediyorum.

“Bu açık ve net bir nefret suçudur”

Kimi Avrupa ülkelerinde İslam düşmanlığını körükleyen eylemlere göz yumulması, geleceğimiz bakımından endişe vericidir. Kutsal kitabımız Kur’an-ı Kerim’in mushafının yakılmasına kadar varan bu menfur girişimler hiçbir şekilde kabul edilemez, mazur görülemez. Bu açık ve net bir nefret suçudur. Mushaf yakma eylemlerine, ifade hürriyeti kisvesi altında izin verenler, demokrasi ve özgürlük kavramlarının altını oymaktadır. Yaklaşık 2 milyar insanı rencide etmekle kalmayıp öfkeye sürükleyen bu alçaklıklara artık bir son verilmesi gerektiğinin altını özellikle çizmek istiyorum. Bu beklentilerimizin, ilgili makamlarınıza ve ülke kamuoylarınıza gerektiği şekilde aktarılması noktasında sizlere güveniyorum.

“Uluslararası toplum, krizleri hal yoluna koyacak iradeyi sergilemekte mütereddit davranıyor”

Her iki tarafa da onurlu çıkış imkanı verecek, bölgemizi, içinde sürüklendiği girdaptan çekip alacak adil bir barışın mümkün olduğuna inanıyorum. Sadece Rusya-Ukrayna krizi değil, Filistin’de, Suriye’de, Afganistan’da, Libya’da, Yemen’de, Somali’de de kronikleşen sorunlar çözüm bekliyor. Fakat uluslararası toplum, krizleri hal yoluna koyacak iradeyi sergilemekte mütereddit davranıyor. Çözümsüzlüğü sıradan hale getiren bu tablonun gerisinde küresel güvenliği sağlamakla mesul kuruluşların adaletsiz yapısı vardır.

“Evlatlarımıza yeni bir dünya perspektifi sunalım istiyoruz”

Güçlüyü koruyan, zayıfın hakkını yok sayan, insanlığın kaderini beş ülkenin iki dudağı arasına hapseden mevcut nizam sürdürülebilir değildir. Birleşmiş Milletler Güvenlik Konseyi’nin kapsayıcı ve kuşatıcı bir anlayışla reforma tabi tutulması acil bir ihtiyaçtır. Bu konuda adım atmakta geç kaldığımız her günün ceremesini maalesef hiçbir günahı olmayan masumlar çekiyor. Kendi tecrübelerimizin ışığında artık şu muhasebeyi yapmamız gerekiyor; birçoğumuz ömrümüzün önemli bir kısmını soğuk savaş şartlarında, iki kutuplu dünyada geçirdik. Milyonlarca insanın hayatına mal olan çatışmaları, krizleri, gerilimleri yaşadık, vaktinde adım atılmadığı için göz göre göre ölüme sürüklenen çocukları, bebekleri gördük. Buna bir ‘dur’ demenin vaktinin çoktan geldiğine inanıyorum. Evlatlarımıza yeni bir dünya perspektifi sunalım istiyoruz. Bu hasbi çağrımıza tüm ülkelerin destek vermesini bekliyoruz.” (AA)

Bir yanıt yazın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir